Sapık Fıkralar

Sabun
Iki genç rahip gecenin bir yarisi dusa girmek üzere soyunmuslar,
tam dusa girerken yanlarina sabun almadiklarini fark etmisler.
Rahiplerden biri giyinmeye gerek görmeden çiplak bir vaziyette
sabun almak üzere üst kattaki odasina gitmis.

Iki kalip sabunu alarak duslarin oldugu alt kata kosmaya baslamis.
Yari yolda bir bakmis ki karsidan üç rahibe geliyor. Koridorda
saklanacak
yer yok, ne yapsin zavalli, hemen bir heykel ayagina yatarak,
oldugu yerde hareketsiz dikilmis.


Rahibeler çiplak rahibin önünde durmuslar ve heykelin ne kadar
gerçege
benzedigini konusmaya baslamislar. Rahibelerden biri aniden uzanip
rahibin
aletini çekistirmis. Bos bulunan rahibin elindeki sabunlardan biri
yere
düsmüs.

"Ah bakin" diye bagirmis çekistiren rahibe, "bu heykel degil sabun
otomatiymis..."

Ikincisi bu tezin dogrulugunu test etmek üzere uzanip ayni sekilde
rahibin
aletini çekistirmis, dogaldir ki zavalli rahibin elindeki ikinci
sabun da
yeri boylamis.

Üçüncü rahibe durur mu, o da asilmis. Tabii sabun yok. Bir daha
çekistirmis.
Iiiih. Bir daha, bir daha, bir daha derken
sevinçle haykirmis "yasasin bana sivi sabun geldi..."

SEX? ( temel)
Temel Amerikaya gelir ucaktan iner passaport olayi filan falan immigration office alirlar bunu memur sorar
-" What's your name Sir?" (Adiniz?)
-"Temel"
-"Surname?" (Soyadiniz?)
-"Kaya"
-"Sex?" (cinsiyetiniz?)
Temel gayet sakin cevaplar :
-"3 times a week" (Haftada 3 kez)
Memur sasirir ve olayi toparlamaya calisir...
-"Sir you understood me wrong..I mean male? or female?" (Beni yanlis anladiniz galiba, bay/bayan?)
Temel yine hic beklemeden cevaplar :
-"Doesn't matter" (Farketmez...)
Generalin jipi
Komutan karargah garajına telefon açar: - "Zırrr Zarrr..." - "Aluuu" - "Şu anda garajda kaç tane araç var?" - "Şu anda **** generalin jipinden başka bi poh yok!" - "Ulan sen kiminle konuştuğunu biliyor musun? Ben o generalim!" - "Yaa öyle mi? Eee peki siz kiminle konuştuğunuzu biliyor musunuz?" - "Yooo..." - "O zaman bay bay amına godumun generali!"
Sultanın göğüsleri
Ahmet sarayın hizmetkarlarından biri.. Yıllardır Kraliçeyi görür ve onun göğüslerine hayran olurmuş.. Artık bir saplantı halini almış Kraliçenin göğüslerine dokunmak.. Tüm cesaretini toplayıp haremağasına açılmış.. - "Bana sultanın göğüslerini koklat. Ömür boyu biriktirdiğim bin altın senin" demiş. Harem ağasının aklı yatmış bu karlı işe. Kenar mahallelerde tanıdığı bir simyacı - büyücü karışımı bir kadın varmış. Ona gidip bir losyon hazırlatmış ve bu losyonu, sultanın o gün banyodan sonra giyeceği korsaya iyice sürmüş. Sultan çıplak tenine korsayı takınca, losyon etkisini hemen göstermiş. Göğüsleri yangın yeri gibi yanmaya başlamış. Saray doktorları merhemlerle, ilaçlarla çare bulamamışlar. Sultan acıdan, kaşıntıdan, yanmadan ölecek. Harem ağası ortaya çıkmış ve padişaha "Saray hizmetkarlarından Ahmet, derdinize derman olabilir. Onun salyası, herşeye iyi geliyor. Tek çare, Ahmed'in dili. Kraliçemizi ancak o kurtarır, eğer siz izin verirseniz" demiş. Padişah çaresiz çağırmış Ahmet'i hareme. Ahmet bir saate yakın sultanla yalnız kalıp muradına ermiş. Ne var ki söz verdiği halde 1000 altını harem ağasına vermeye yanaşmamış. "Bu olayı açıklarsan ikimizin de kellesi gider. Bunu göze alamazsın. Hadi bakalım, çek arabanı" demiş, haremağasına. Çok kızmış harem ağası.. Öyle kızmış ki.. Ertesi gün aynı yakıcı losyonu padişahın, banyodan sonra giyeceği donuna iki kat sürmüş...

Yorum Yaz